Genel

Yerli araba motoru mu arama motoru mu?

arama-motoru
0

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, geçtiğimiz gün; Türkiye’de otomotiv sektörünün ciddi bir altyapısı bulunduğunu belirterek, aşağıdaki sözleri söyledi;

Kamunun öncülüğünde Türkiye’ye ait olacak güçlü bir otomotiv markası oluşturacağız. 2020’den önce Türkiye ve dünya yollarında bir yerli otomobil markasını görmek için çalışılıyor.

Türkiye, 19.yüzyıldan bu yana önemini artırarak devam ettiren yerli araba motoru mu üretmeli? Yoksa 21. yüzyılda internetin, gelişen teknoloji ve mobilite ile yaygınlaşması sonucunda artan arama motoru ihtiyacını karşılamak üzere yerli arama motoru mu üretmeli?

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü’nün dediği gibi 2020’den önce Türkiye’nin yüzde yüz yerli araba motoru ürettiğini varsayalım. 1900’lü yılların başında kurulan Fransız Renault, İtalyan Alfa Romeo, Alman BMW, Audi veya Mercedes-Benz ile rekabet edebilecek mi bu araba?  (Bu arada bildiğiniz gibi yerli araba çalışmaları İsveçli Saab 9-3 modeli üzerinden yürütülüyor.)

Ben geleceği hayal ettiğimde, araba motorunun da ötesinde araba motoruna hükmedecek yazılım teknolojilerinde ciddi başarılara imza atmamızın ülkemiz ve milletimiz adına çok daha faydacı bir yaklaşım olacağını düşünüyorum. 21.yüzyılda çağın gerekliliklerine uygun projeler üretmek ve bu projeleri devlet desteğiyle sürdürülebilir kılmak gerekiyor.

Global başarıların sadece gübre, mazot ve yem desteğiyle sağlanamayacağını anlamak lazım, gereksiz projelere hibe ve destek kredileri ile de olmaz arkadaş.. (Bu destekler tarım ve hayvancılıkta üretime ciddi katkı sağlıyor ama 21.yüzyıldayız ve 80 milyon nüfuslu Türkiye tarımla hayvancılıkla yükselemez..)

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 23.10.2017 tarihinde der ki;

Bize tuttuğunu koparan bir gençlik lazım. Sizlerden beklentimiz, memur olmak ile değil girişimci olmak ile ilgilenmenizdir.

Sayın Cumhurbaşkanı kesinlikle haklı bu sözlerinde fakat atladığı bir şey var.

Girişimcinin ödevleri bitmek bilmiyor

Girişimcinin ödevleri, vergisel yükümlülükleri ‘yeni bir girişim’ için çok ağır geliyor. (Girişimcinin ödevleri ile ilgili detaylar için Bakanlık harekete geçip, site açmıştı, merak edenler buraya bakabilir) Ofis kirası, Bağkur, personel giderleri ve operasyonel giderler zaten ‘girişimci’ üzerinde ağır bir yük oluştururken, KDV, Stopaj, Gelir Vergisi de tuzu biberi oluyor ve Girişimci bu ağır yük altında eziliyor. Genç girişimcilere verilen bazı hibe ve teşvikler var elbette ancak devlet yeterince iyi bir denetim mekanizması oluşturmadığından sağlıklı çalışmıyor. Örneğin 2015 yılında KOSGEB’in girişimci desteğinden yararlanmak için başvuru adresine gittik ve ilgili kişi bize; başvuru için öncelikle ‘ ilçe sanayici ve işadamları derneği’ne üye olup, yıllık üyelik aidatının ödenmesi gerektiğini ve aksi halde üyelik kabul etmeyeceklerini söyledi.

Örnekler çoğaltılabilir elbette ama girişimcinin önünde böyle engeller varken bizden bir Larry Page, Steve Jobs, Bill Gates gibi markasını dünyaya taşıyan isimler çıkması çok zor. Arada Melih Abdülhayoğlu gibi çıkanlar da gider İngiltere’de veya Amerika’da şirketini kurar; Comodo gibi.. (Comodo, 3 Şubat 2017 tarihi itibarıyla tüm internet alanlarının %13,9 üzerinde %44 pazar payı ile SSL sertifikalarının en büyük sağlayıcısı konumundadır.)

Şimdi siz söyleyin; araba motoru mu yoksa arama motoru mu?

Bir önceki yazımız olan Dijitalleşme ama nasıl? başlıklı makalemizi de okumanızı öneririz.

Ayrıca bunlar da ilginizi çekebilir
türkçe karakter sorunu
Sitenizde Türkçe karakter hatası alıyorsanız
wordpress metaname generator silme
WordPress meta name generator silme

Yorum Yapın

Yorumunuz*

Adınız
Web Sayfanız